Header Ads

Türk Sineması

Türkiye'de sinemasının tarihi iki Fransız kardeş tarafından 22 Aralık 1895 yılında Paris de bulunan bir kafede ilk film sergilerini düzenledikten sonra yapılmıştır. Türkiye de ise ilk sinema gösterileri, dönemin sultanının sarayında, İstanbul da bulunan    Yıldız Sarayında yapılan özel gösterilerdi. Daha sonraki süreçte bir Polonya kökenli vatandaş olan Sigmund Weinberg, İstanbul da ki Galatasaray Meydanındaki birahane de filmleri halka göstererek, bu muhteşem sanatı Türk insanına tanıttı.



Her ne kadar Türk sinemasının tarihi 1890 ların sonlarından önce, Türkiye ye gelse de, Türkiye'nin film yapımcılığının başlaması daha sonra başlamıştı. İlk filmin çekimi 1914 yılında yapılmıştır. O günün şartlarına göre çok olağanüstü bir film olan bu film, o dönemin şartlarına göre güçlü yabancı film endüstri ile rekabet içine girmiştir.

Konu ilginizi çektiyse bu konuyla bağlantılı  Türk sinemasının ilk polisiye filmi  inceleme yazısınıda inceleyebilirsiniz.

Cumhuriyet Öncesi Dönem(1897-1923)

1908 yılından itibaren ağırlıklı olarak İstanbul da yaşayan azınlıktan gelen yabancılar tarafından sinema salonları açılmaya başlanmıştıç Ancak Mart 1914 yılında Cevat Boyer ve Murat Bey bir sinema salonu açmıştır.

İlk Türk filmi, I. Dünya Savaşı'nın başında yedek ordu subayı, Fuat Uzkınay tarafından yapılan ve Türk ordusunun sponsoru olan "Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı" adlı belgeseldi.


   
Türk Sineması
Bu film, resmi ve yarı resmi organizasyonlar tarafından yapılan bir takım filmlerin başarısıydı. Bu örgütlerden biri olan Resmi Savaş Gazileri Derneği, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın romanlarına dayanan "Mürebbiye" ve "Binnaz" adında uzun metrajlı filmler üretti.

Savaş Gazileri Birliği de 1921 yılında film yapımcılığına son vermeden önce kısa bir film çekti. Bu filmler; "Bican Efendi, Vekilharç", "Bican Efendi, Mektep Hocası", "Bican Efendinin Rüyası" dır.

Türk sinemasında yeni dönem, 1922 de tiyatro sanatçısı olan Muhsin Ertuğrul'un, 1916 yılından beri oyuncu ve yönetmen olarak çalıştığı, Almanya'dan eve dönmesiyle başladı. 1922 yılında dönüşü ile beraber, ilk özel film şirketi olan "Kemal Film" kuruldu. İlk Kadın aktristlerin, Bedia Muhavvit ve Neyyire Neyir'in başrolde oynadığı, "Ateşten Gömlek" adlı romana dayanan bir film, bağımsızlığı temsil etmiştir. Bu film, ilk kez yabancı ordular tarafından işgal edilen İstanbul da, 23 Nisan 1923 de TBMM'nin kuruluşunun üçüncü yıl dönümünde ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan yalnızca altı ay önce sergilenmiştir.

Tiyatro Sanatçıları Dönemi(1923-1939)

Bu dönemde, aralarında Muhsin Ertuğrul'un yer aldığı tiyatro sanatçıları hakim olmuştur. 1932 yılında tiyatro oyuncuları tarafından oynanan "Bir Millet Uyanıyor" adlı film, Kurtuluş Savaşını anlatan en iyi film olarak gösterilmektedir. 

1933 yılına gelindiğinde komedi, vaudeville ve opera tarzı filmlere geçildi. 1934 yılında Muhsin Ertuğrul, "Leblebici Horhor Ağa" adlı filmiyle, iki uluslararası ödül ve onur ödülü alarak, İkinci Venedik Uluslararası Film Festivaline katılmıştır. 

Muhsin Ertuğrul aynı zamanda, Sovyet etkilerini öne süren film olan "Bataklı Damın Kızı Aysel" adlı film ile ülke hayatını çeken ilk yönetmen olmuştur. 

Geçiş Dönemi(1939-1950)

Faruk Kenç, Almanya da bir fotoğrafçılık okulundan mezun olduktan sonra Türkiye de film çekmeye başlamıştır. Tiyatro da daha önce deneyimi olmayan ilk yönetmendi. 

  
türk sineması
Bu dönemde film yapımcıları, profesyonel organizasyonlar kurarak ve film stüdyoları kurarak kendilerini geliştirmeye başladılar. 1946 yılında Ha-Ka Film, Ses Film, İstanbul Film, Halk Filmve Atlas Film stüdyoları kurulmuştur. Aynı yıl Yurt İçi Film Yapımcıları Birliği ve Film Yapımcıları Birliği de kuruldu. 

Belediye vergi yasalarında 1948 yılında ki değişiklere göre, Türkiye de film vergileri %25 oranda düşürüldüğü için film endüstrisine destekler artış gösterdi. 

Aynı yıl içerisinde Yerli Film Yapımcıları Birliği, Türkiye de yayınlanan Şakir Sırmalı ya ait olan Unutulan Film'in yer aldığı bir film festivali düzenlenlendi. 

Sinema Sanatçıları Dönemi(1950-1970)

1950 yılında filmlerin sayısı ve kalitesi arttı ve sektör kendi şeklini almaya başlamıştır. Lütfi Akad, Atıf Yılmaz, Metin Erksan, Memduh Ün ve Osman Seden gibi yöneticiler öne çıkmıştır. Bunları 1952 yılında Nejat Saydam, Nevzat Pesen, Orhan Aksoy ve Hulki Saner olmak üzere yeni kişiler izledi. 

Lütfi Akad'ın 1952 yılında yaptığı "Kanun Namına" adlı filmi, Türk sinemasında bir dönüm noktasıydı. Karakter tasvirleri, olaylar ve bu gerçeğe yakın filmde yer alan doğal sahneler, Türk film yapımında yeni bir çıkış oldu. Türkiye Filmler Derneği Dostları tarafından düzenlenen 1. Türkiye Film festivalinde en iyi film seçildi. 

  
Türk Sineması
Türk sinemasındaki ilk yerli film de Ali İpar'ın yönettiği "Salgın" olmasına rağmen, MuhsinErtuğrul'un renkli filmi "Halıcı Kız" daha önce gösterildi. Ancak Ertuğrul'un altı yılara verdikten sonra yönettiği bu film başarılı olamadı. 

1959 yılında kurulan Türk Sinema Sanatçıları Birliği, Türk Gazeteciler Cemiyeti ile işbirliği içinde bir Türk Filmleri Festivali düzenledi. 

O yıllarda aktrsitlerin daha çok kahramanlık rolünde oynamaya başladığı, "Fosforlu Cevriye" adlı filmden esinlenilen filmlerin büyümesine tanık oldu ve önde gelen çocuk sanatçılar da popülerlik kazandı. Aynı zamanda "sosyal gerçeklik" olarak adlandırılan yeni bir entelektüel eğilim, İstanbul da ki tomurcuklanan Türk Hollywood'u Yeşilçam da bir adım attı. Metin Erksan'ın "Geceler Öteri" bu hareketin 1950'lerde yarattığı etkinin kayda değer örneğidir. 

1960 yılında Atilla Tokatlı'nın yönettiği "Denize İnan Sokak" dikkat çekici bir deneydi. Filmi izleyen sayısı az olsa da, o yıl Locarno Film Festivali'nde onurlu bir ödül aldı ve 1961 de Venedik ve Karlovyary Film Festivallerinde gösterildi. 1. Sanat Festivali'nde En İyi Film Ödülüne layık görüldü. 1961 yılında senaryo yazarı olan Selçuk Bakkalbaşı, en iyi senaryo yazarı ödülünü almıştır. 

Yine aynı yılda, İstanbul Belediyesi, sanat festivaline ek olarak "yerli filmler yarışması" düzenledi. Memduh Ün'ün "Kırık Çanaklar "filmi en iyi film ödülünü kazandı. 

Aktrist Nilüfer Aydan, Moskova Şehir Festivalinde "Şehirdeki Yabancı" adlı filmdeki başarısından sonra ön plana çıkmaya başlamıştır. 

Genç yapımcılar, sosyal sorunlarla ilgili filmlere daha fazla ağırlık vermeye başladı. Ertem Göreç'in yönettiği "Karanlıkta Uyananlar" işçi grevlerinin toplumsal sonuçlarına değinen ilk filmdi. 

1964 yılında, Halit Refiğ, "Gurbet Kuşları" adlı yerli göç hakkında ilginç bir film çekti. Aynı yıl Metin Erksan'ın yönettiği "Susuz Yaz", Berlin Film Festivali'nde "Altın Ayı" ödülünü kazandı. Kırsal yaşamla ilgilenen film, İtalya da ki, Venedik Film Festivali'nde "Merito Bienali" Ödülünü kazandı. 

Post Modernist Dönem (1970-?)

   
Türk Sineması
1970 li yıllarda, film yapımcılığı tekrar arttı.. Bu dönemde siyah beyaz filmlerin çağı sona erdi. Televizyonların yayılması, ekonomik ve sosyal değişimlerin tümü, Türkiye de bulunan film endüstrisine zarar verdi.

Yılmaz Güney, Lütfi Akad, Tunç Okan, Zeki Ökten, Erden Kıral ve Yavuz Özkan uluslararası beğeni topladı. 

1980 li yıllarda yeni neslin başarılı yönetmenler ortaya çıktı. Ali Özgentürk, Ömer Kaur, Sinann Çetin, Şerif Gören, Yavuz Turgul, Zülfü Livaneli  uluslararası beğeni toplayan bu dönemin en başarılı yönetmenleri arasındadır. 

Hiç yorum yok