Header Ads

Türk Sinemasında İlk Polisiye Film

Türk Sinemasının İlk Yerli Polisiye Filmi Yılmaz Ali

1930 yıllarda adını duyurmuş olan gazetecilerden biri olan Ahmed Vala Nureddin yani namı değer Va'Nü Türk Sinemasında İlk Polisiye Film yazarıdır. Onun eserinde ön plana çıkan bir tipleme Yılmaz Ali, İstanbul Emniyet Örgütü'nde görevli bir dedektifdir. Sebebi bilinmediği halde tedirginliği vurgulanan insanların yaşadığı bir mekanda, karanlık çöktükten sonra işlenen bir cinayetin ardından bir çok şüphelinin arasından suçluyu bulacak, sır perdesini kaldıracak isim odur. Böylece, Türk sinemasının ilk polisiye filmi "Yılmaz Ali",1940 yılında çekilir.



Yılmaz Ali Afişi


Filmden bahsetmeden önce sinema tarihimiz açısından önemli bir yer kaplayan Faruk Kenç, hakkında bir kaç bilgiden bahsetmekte fayda var. Faruk Kenç, Muhsin Ertuğrul sinemasının hakim olduğu Tiyatrocular Dönemi ile Geçiş Dönemi arasında bulunan yönetmenlerin başında yer alır. 1934 yılında İstanbul Erkek Lisesinden mezun olduktan sonra Münih'e giderler. Baverya Devlet Film okulunda eğitim gördükten sonra ülkesine döner ve 1938 yılında Atatürk'ün cenaze törenini çeker. Daha sonra ise ilk uzun metrajlı film çalışması için hazırlıklar başlar.








 


İlk Polisiye Film Afişi

Tiyatrocular dönemi esnasında Nazım Hikmet, Ferdi Tayfur gibi isimlerin farklı farklı denemeleri olsa da Muhsin Ertuğrul'un etkisi çok fazladır. Yönetmenin tiyatro da anlatımdan uzaklaşması, ile birlikte Yılmaz Ali'nin bazı bölümleri bariz ortaya çıkar. Dönemin diğer filmleri gibi Yılmaz Ali de ilk olarak sesli çekilir. Fakat bu filmden sonra Kenç'in ileri de çekeceği "Dertli Pınar"ilk dublajlı film olması dolayısıyla sinema tarihimizin akışında belirleyici bir unsur taşımaktaydı. Sesli, film stüdyosu olarak o dönemde yalnızca İpek Film Stüdyosu vardı. Sesli çekim yapacak oyuncular da yalnızca Şehir Tiyatrosunda yer alıyordu.

. Dönem için çok büyük imkanlar olarak nitelendirilen, tüm imkanlar, Muhsin Ertuğrul'un sineması için seferber oluyorlardı. Tüm bu yapılan masraflar, filmden gelecek bütçeyi karşılamadığı için, Faruk Kenç, boyunu aşacağını düşünerek başka bir yol denemeye mecbur kalır. Filmi öncelikle sessiz çeker. Aradan belirli bir süre geçtikten sonra film seslendirmesi yapılır.Kenç'in işini kolaylaştıran bu yöntem dönemin bazı yönetmenleri tarafından da tercih edilir ve uzun yıllar Türk Sinemasında uygulanmaya çalışılır. Elbette ki yönetmenlerin film çekmesini kolaylaştıran bu yöntem kimilerine göre de sinemamıza büyük zararlar vermiştir. Film çekim oranı artsa da, filmlerin niteliğinin olumsuz etkilendiği düşünülmektedir.

Konu ile bağlantılı Türk Sinemasının gelişimini anlatan https://www.filmliste.org/2019/03/turk-sinemasi.html konusunuda inceleyebilirsiniz.

Hiç yorum yok